haberler

18 Mart Çanakkale Zaferi'ni Andık

Üniversitemiz Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü koordinasyonunda düzenlenen “18 Mart Çanakkale Zaferi” Paneli, Prof. Dr. Mehmet OKUR moderatörlüğünde ve Dr. Öğr. Üyesi Emre ÇELİK ile Dr. Öğr. Üyesi Edip ÖNCÜ’nün konuşmacı olarak katılımıyla Prof. Dr. Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Dünya tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin arka planının derinlemesine bir biçimde ele alındığı panele; Trabzon Vali Yardımcısı Dr. Ali YILMAZ, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan V. Ahmet Yüksel GÜLAY, Rektörümüz Prof. Dr. Hamdullah ÇUVALCI, Trabzon Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan KARAL, Trabzon Şehit Meriç Alemdar Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü İsmail AKINTÜRK, Kıbrıs Gazilerimiz, şehit ailesi derneklerinin temsilcileri, kamu kurum/kuruluş temsilcileri, akademik ve idari personelimiz, öğrencilerimiz ve davetliler katıldı.

“Çanakkale Geçilmez!” Düsturunu Tarihe Altın Harflerle Yazan Aziz Şehitlerimizi ve Gazilerimizi Minnetle Yâd Ediyoruz

Programda, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından bir açılış konuşması gerçekleştiren Rektörümüz Prof. Dr. Hamdullah ÇUVALCI katılımcılara hitabında, “Bugün, burada tarihimizin şanlı zaferlerinden ve önemli dönüm noktalarından biri olan Çanakkale Zaferi’nin 111. Yıl Dönümü vesilesiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Sözlerime başlarken ‘Çanakkale geçilmez!’ düsturunu tarihe altın harflerle yazan aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi minnetle yâd ediyor, şükranla anıyorum. Böyle anlamlı günlerde bir araya gelmemizi sağlayan, milletimizin bekası uğruna canlarını feda eden tüm kahramanlarımıza ve vatanımızın güvenliği için görevi başında şehadet şerbetini içen tüm güvenlik güçlerimize, Yüce Allah’tan rahmet diliyorum… Geçtiğimiz günlerde andığımız Vatan Şairimiz Mehmet Akif ERSOY’un da ebedi bağımsızlığımızın simgesi olan İstiklal Marşı’nda kaleme aldığı ‘Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var!’ dizeleri, Türk Milleti’nin vatanını savunma konusundaki kararlılığını en veciz şekilde ifade etmektedir. Çanakkale Zaferi, imanla yoğrulmuş bir milletin, inancı ve kararlılığıyla dünyanın en güçlü ordularına karşı nasıl bir direniş sergileyebileceğini tüm dünyaya göstermiştir. Bu destan; cesaretin, fedakârlığın ve bağımsızlık iradesinin, tarih sahnesine kazınmış en güçlü örneklerinden biridir. Çanakkale’de; hocası ve öğrencisiyle, genci ve yaşlısıyla, kadın ve erkek demeden tek vücut olup vatanı için mücadele eden bir milletin iradesi vardır.” sözlerine yer vererek bu anlamlı programın, tüm dünyanın hafızasına kazınan Çanakkale Zaferi’nin tarihsel ve jeopolitik boyutunun idrak edilmesine önemli bir katkı sağlayacağını belitti.

Açılış konuşmasının ardından davetliler “Hafıza Çanakkale” temalı video gösterimini izledi. Gösterimin akabinde panele konuşmacı olarak katılan Üniversitemiz Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Emre ÇELİK, “Savaşa Giden Süreçte Emperyal Düzen ve Osmanlı Devleti” ve Dr. Öğr. Üyesi Edip ÖNCÜ, “Çanakkale Savaşı” başlığı altında konuşmalarını gerçekleştirdi.

“I. Dünya Savaşı Öncesinde Dünyanın Düzeni, Büyük Güç Denilen İmparatorlukların Çıkarları ve Hedefleri Etrafında Şekillenmekteydi”

Dr. Öğr. Üyesi Emre ÇELİK konuşmasında, “I. Dünya Savaşı öncesinde, günümüzde ulus devletlerin egemenliği altında bulunan toprakların büyük bir kısmı birkaç emperyal gücün elinde bulunmaktaydı ve bu egemenlik, küresel çapta kabul görmüştü. Dünyanın politik sistemi, ekonomik işleyiş ve askeri düzen, büyük güç dediğimiz imparatorlukların çıkarları ve hedefleri etrafında şekillenmekteydi. Avrupa kıtasını ve Amerika Birleşik Devletleri’ni dikkate almayan herhangi bir eylemin, başarı şansı ya da kalıcı olma durumu söz konusu değildi… Dünya jeopolitiğinin Endüstri Devrimi ve Emperyalizm tarafından biçimlendirildiği bu dönemde; Fransa, Rusya, Avustuya-Macaristan, 1861’den itibaren İtalya, 1871 yılından itibaren Alman İmparatorluğu ve tabii ki yeni bir küresel dev Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın politik, ekonomik ve askeri merkezini teşkil etmekteydi. Osmanlı İmparatorluğu başta olmak üzere diğer güçler, bir diğer ifadeyle merkezin dışında kalan bütün politik yapılar, kendileri tarafından tesis edilmeyen bir uluslararası düzende varlıklarını devam ettirmeye ve karar alma süreçlerine dâhil olmaya, en iyi ihtimalle kurban olmamaya ve bu güçleri birbirlerine karşı kullanmaya çalışmaktaydı. Dengeyi belirleyen ise Avrupa başkentleriydi. Osmanlı İmparatorluğu’nun devamlı olarak uluslararası etkinliklere katılması aslında büyük güç olduğunu kanıtlamasının bir ürünüydü.” sözlerine yer vererek I. Dünya Savaşı öncesindeki uluslararası düzene, Osmanlı İmparatorluğu’na odaklandı ve döneme, ‘Büyük Güçler’ yani imparatorlukların gözünden baktı. Ayrıca 1871-1914 yılları arasında görece barış içerisinde yaşayan ve ‘Güzel Çağ’ adı verilen bu dönemin ardından Kıta Avrupası’nın, Ağustos 1914’te neden topyekûn bir biçimde savaşa sahne olduğunu ortaya koyarak Osmanlı İmparatorluğu’ndaki yöneticilerin harbe girme kararını, tüm aşamalarıyla ele aldı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun, İngiliz Donanmasını Perişan Hale Getirmesi, Bütün Dünyayı Şaşırttı”

Dr. Öğr. Üyesi Edip ÖNCÜ ise konuşmasında “Çanakkale’deki hem kara hem de deniz savaşlarında üç faktörün bir araya geldiğini görüyoruz: Bunlardan birincisi, tabii ki insan iradesi. Bunu hepimiz, Türk Milleti olarak biliyoruz. Burada gösterilen azim ve kararlılık. İkincisi, coğrafya. Bu coğrafya, çıkarma yapmak için gerçekten çok zor bir yer. Üçüncüsü de strateji… I. Dünya Savaşı başladıktan sonra iki ya da üç ay içerisinde, savaşın biteceğine inanıyorlardı ama bitmedi ve savaş büyüdü. Bunun için de savaşı daha erken yani kısa yoldan bitirmek amacıyla belli stratejik noktalar belirlendi ve bunlardan en önemlilerinden bir tanesi Çanakkale idi. Çanakkale’de, doğrudan İstanbul’un kapısı açılacak, oradan Rusya’ya varılacak ve savaş, kısa sürede bitecek duruma gelebilecekti. Bu yüzden İngilizler, Şubat 1915’te, donanmalarının bombardımanıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun İstanbul Boğazı tahkimatlarını yıkmaya çalıştı… Ama İngilizler’in hiç beklemediği bir şey oldu. Denizi kolaylıkla geçip İstanbul sularına yaklaşacaklarını zannediyorlardı. Osmanlı İmparatorluğu gibi büyük bir güç sayılmayan ve maddi imkânları kısıtlı bir ülkenin, İngiliz donanmasını perişan hale getirmesi, bütün dünyayı şaşırttı.” diyerek Çanakkale’nin konumunun jeopolitik önemine ve işgal ülkelerinin, bu dar boğazı geçebilmek için geliştirdiği stratejilere vurgu yaptı.

Panel, yöneltilen soruların yanıtlanması, moderatör ve konuşmacılara Teşekkür Belgesi takdim edilmesi ve hatıra fotoğrafı çektirilmesinin ardından sona erdi.


18 Mart 2026